Yorumlar

(1/1)

Kavramlar:
Ahmet Hakan'a göre 'tarikatlar bitti'

Ahmet Hakan, "Bugün "Şeyh Efendi"nin ya da "Cemaat Önderi"nin bir işaretiyle, oylarını işaret edilen partiye yağdıracak bir mürit kitlesi kalmamıştır... İşin daha da tuhafı şudur: Kalan az sayıda müridin oyu da çantada keklik değildir." iddasında bu
         
Ahmet Hakan'a göre 'tarikatlar bitti'

Ahmet Hakan'ın yazısından bir kesit

 Tarikatlar hakkında ezber bozucu bilgiler

EN keskin bir şekilde ifade edebileceğim gerçek şudur:

Türkiye’de tarikat ve cemaatler sanılanın aksine can çekişmektedir.

Gelin, örneklere bakalım.

Mesela...

Bir zamanların en "beyaz", en "itibarlı", en "entelektüel" tarikatı olan "İskenderpaşa Cemaati", dergahın başına 25 yaşında Ray-ban gözlüklü "Şeyh oğlu" delikanlının getirilmesiyle bitmiştir.

Yani...

Bir zamanlar mühendis mekteplerinde okuyan Anadolulu muhafazakár gençlerin "Görünmeyen Üniversite" diye kutsadıkları dergah, artık işlevini tamamen yitirmiştir.

Mesela...

Nurculuk da eski gücünü kaybetmiştir.

"Yazıcılar" grubundan "Okuyucular" grubuna bütün Nurcu akımları, can çekişmektedir.

Mesela...

Süleymancılık, bazı Anadolu kasabalarındaki birkaç yurt binasının işletilmesini saymazsak miadını doldurmuş bir harekettir.

Menzil cemaati, neredeyse folklorik bir cemaat haline dönüşmüştür.

Adıyaman’daki "tarikat köy"ün son zamanlardaki ziyaretçi sayısına bakılırsa, trajik son hakkında bir fikir edinilebilir.

* * *

Demek istediğim şudur:

Bugün "Şeyh Efendi"nin ya da "Cemaat Önderi"nin bir işaretiyle, oylarını işaret edilen partiye yağdıracak bir mürit kitlesi kalmamıştır...

İşin daha da tuhafı şudur:

Kalan az sayıda müridin oyu da çantada keklik değildir.

Nereden mi çıkarıyorum bunu?

Şuradan:

Süleymancılığın kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan’ın, her seçimde sağ partilerden aday gösterilen bir torunu var.

O torunun, cemaat üyelerine gönderdiği bir "telefon mesajı"nı gördüm.

Şöyle diyor "Süleyman Efendi’nin torunu" mesajında:

"Sizden ne malınızı istiyorum, ne canınızı... İstediğim bir kuru oy... Bunu da vermezseniz nasıl cemaat olacağız?"

Bilmem, ne demek istediğimi anlatabildim mi?

Kavramlar:
ahmet arif denizolgun

Süleymancı kardeşlerin biri AKP'li, diğeri DP'li
Süleymancıların "liderliği"ni Ahmet Arif Denizolgun ile Mehmet Beyazıt Denizolgun yapıyor. Bakanlık yapan Ahmet Denizolgun, ANAP'ı destekliyordu. Bugün DP'den Antalya 1. sıradan milletvekili adayı. Mehmet Beyazıt Denizolgun ise AKP'den İstanbul 1. Bölge 12. sıradan milletvekili adayı
Tarikatlar, dini cemaatler ve 22 Temmuz - 3
Ömer Erbil

Kamuoyunda Süleymancılar olarak bilinen cemaat çok etkin bir şekilde siyasetin içinde. Cemaatin kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan 1888 yılında Bulgaristan'ın Silistre şehrinde dünyaya geldi. Tunahan, İstanbul'da Sultanahmet ve Süleymaniye gibi önemli camilerde vaizlik yaptı. Çevresini kısa sürede genişleten Tunahan, yasak olduğu dönemde açtığı kaçak Kuran kurslarıyla cemaatini gitgide büyüdü. Tunahan'ın ölümünden sonra damadı Kemal Kaçar yerine geçti. Kaçar daha sonra Adalet Partisi'nden (AP) milletvekili seçildi. Süleymancıların siyaset dünyasıyla tanışmaları da böyle başladı.
Üç dönem AP milletvekilliği yapan Kaçar, Meclis'te dış ilişkiler komisyonlarında görev aldı. Bu nedenle de cemaatin yurtdışında etkisi büyüdü. Kaçar 2000 yılında vefat etti. Hiç oğlu olmadığından cemaat liderliği, Tunahan'ın diğer kızının çocukları olan Ahmet Arif Denizolgun ile Mehmet Beyazıt Denizolgun'a kaldı.
Ağabey Mehmet Beyazıt Denizolgun, cemaatin 'İstişare Murakebe Başkanlığı'nı yürütüyordu. Daha sonra iki kardeşin yolları ayrıldı... İki kardeş uzun yıllardır birbirleriyle konuşmuyor.

Tunahan'ın torunu
1991'de Refah Partisi'nden Antalya'dan milletvekili seçilen ve daha sonra ANAP hükümeti döneminde Ulaştırma Bakanlığı yapan Arif Ahmet Denizolgun, bu seçime kadar ANAP'ı destekliyordu. Süleyman Hilmi Tunahan'ın öz torunu olan Denizolgun, Süleymancılar olarak isimlendirilen cemaatin lideri kabul ediliyor. Denizolgun, Demokrat Parti'den Antalya 1. sıradan milletvekili adayı gösterildi.

'Ağabeyimin gücü yok'
Ahmet Arif Denizolgun öncelikle Süleymancılar ismine ve 'bölündüler' yorumlarına karşı çıkıyor. 'Biz Süleyman satmıyoruz' diye tepki gösteren Denizolgun, kendilerini Süleyman Hilmi Tunahan'ı sevenlerin oluşturduğu bir birliktelik olarak tanımlıyor. Tarikat ve şeyh yakıştırmalarını kabul etmeyen Denizolgun, ağabeyi Mehmet Beyazıt Denizolgun'un birlikteliği bölecek kadar gücü olmadığını belirtiyor.
Seçim öncesi söyleyeceği her sözün tepki toplayacağını, bu yüzden pek fazla konuşmak istemediğini belirten Denizolgun, DP'yi desteklemelerinin nedenini, "AKP dini kullanıyor. Dini kullanıp siyaset yapanlara karşı çıkıyorum. Din ticari bir araç değildir" diye açıklıyor.

Kardeşim zikzak çiziyor
Ağabey Mehmet Beyazıt Denizolgun, AKP'nin kurucuları arasında yer aldı. 2002 seçiminde AKP'den İstanbul Milletvekili seçildi. 22 Temmuz seçimlerinde de İstanbul 1. bölge 12. sıradan milletvekili adayı oldu. Mehmet Denizolgun, cemaatin lideri olarak kardeşinin göründüğünü, ancak, artık bir partiye blok oy döneminin bittiğini belirtiyor. Mehmet Beyazıt Denizolgun, bu seçimlerde de her partiye oy çıkabileceğini söylüyor. Kardeşiyle ayrılığın sebebini, ticari, siyasi ve cemaat içi bir tartışma olarak nitelendiren Denizolgun sorularımızı şöyle yanıtladı.

Cemaatin bu seçimde bakış açısı, tavrı ne olabilir?
Geçen seçimde sakin durdum. Her ne kadar ANAP diye tutturdularsa da cemaat onların istediğini yapmadı. Zorlamakla olmadığı görüldü. 'Her oy ANAP'a' dendi, ama, en azından yarısı AKP'ye geldi. Kardeşim şimdi ANAP'tan DP'ye gitti. Yine, zorla 'DP'ye verin' diyecekler. Ancak insanlar bu sefer yine AKP diyecek.

Cemaatlerde, başörtüsü ve imam hatip sorunun çözülmemesinden dolayı AKP'ye bir tepki var. Bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu mesele hassas bir mesele. Bu iş, öyle hemen olacak bir mesele değil. Bizim daha önceki söylemlerimizden de biliyorsunuz... Birinci önceliğimiz bu mesele değildi. Birinci önceliğimiz ekonomiydi. Bu mağdur insanların hepsi kardeşimizdir. Ben şunu söyleyeyim: Başı açık ile başı kapalı arasında hiç bir mesele yok. Onlar kendi arasında fevkalade anlaşıyorlar. Başörtüsünü samimi olarak takanlar anlaşıldıkça, sorun ortadan kendiliğinden kalkacaktır.

Onların böyle bir tepkisi olmasını normal mi karşılıyorsunuz?
Onların tepkilerinin çok olacağını sanmıyorum. Halkın içinde geziyoruz, bu tür tepkilere de rastlamıyorum. Herkes, her şeyin nasıl olduğunun farkında. Ama, Saadet Partisi bazı argümanlar geliştirecektir. Etkili olacağını sanmıyorum.

Kardeşinizin DP'ye geçmesi sizi nasıl etkiler?
Ben, size söylemiştim. 'O yerinde durmaz, bir yerden girer' demiştim. Onun hakkında çok da konuşmak istemiyorum. Blok oy tavrı olmayacak. Kardeşim MHP'ye gitti. Bizim partiye bile geldi. Zikzak çiziyor. İnsanlar çok zikzak yapanlara güvenmiyor.

İsmail Amasyalı CHP'den aday adayıydı, sonra çekildi. Bu cemaatte bir etki yapar mı?
İsmail Bey, kendi başına hareket eden biridir. Onun pek fazla cemaat üzerinde etkisi olmaz. Zaten, kendi isteğiyle CHP'den istifa etti.


Denizolgun kardeşlerin miras kavgası

Süleyman Hilmi Tunahan'ın iki torunu arasında miras anlaşmazlığı çıktı. AKP Milletvekili M. Beyazıt Denizolgun, annesinin mirasından mal kaçırdığı iddiasıyla ağabeyine dava açtı.
24 Haziran 2005 12:40
Yazı boyutunu büyütmek için           
Denizolgun kardeşlerin miras kavgası

AKP Milletvekili M. Beyazıt Denizolgun ile kardeşi eski bakan Arif Ahmet annelerinden kalan ev için mahkemelik oldu. Kızkardeşleri ise söz konusu davanın arkasında siyasi görüş ayrılığı olduğunu öne sürdüler.

AKP'nin kurucularından İstanbul Milletvekili Mehmet Beyazıt Denizolgun ile 55. Mesut Yılmaz Hükümeti'nde ulaştırma bakanlığı yapan, Süleymancı cemaatinin lideri kardeşi Arif Ahmet Denizolgun, bu kez de miras yüzünden karşı karşıya. Eniştelerinin ölümüyle cemaat içerisinde başlattıkları güç savaşı nedeniyle yıllardır küs olan kardeşlerden milletvekili, ağabeyini, annesinin mirasından mal kaçırdığı iddiasıyla mahkemeye verdi. Kardeşleri annelerinin ölümünden 15 gün sonra karşı karşıya getiren miras kavgası Süleymancılar'ın kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan'ın kızı olan Ferhan Denizolgun'un geçtiğimiz yıl hayatını kaybetmesiyle başladı.

GERÇEK DEĞERİ
TRİLYONLAR' İddiaya göre M. Beyazıt Denizolgun, mirastaki payını almak istedi. Ancak Üsküdar Kısıklı Mahallesi 21 numaradaki bahçeli kagir evi annesinin ölümünden 3 yıl önce kardeşi Arif Ahmet'in üzerine geçirdiğini öğrendi. Annesinin kırkının çıkmasını beklemeden de avukatları aracılığı ile Üsküdar Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tapunun iptali davası açtı. Dava sonuçlanıncaya kadar da ev üzerine ihtiyadi tedbir konulmasını istedi. 10 Haziran 2004 tarihli dava dilekçesinde annesi ile kardeşi arasında diğer mirasçıları mirastan mahrum bırakmak amacı ile 'muvazaalı işlemler' yapıldığını ileri süren M. Beyazıt Denizolgun 2001 yılı içerisinde gerçekleştirilen satışta 70 milyar lira gibi komik bir rakam gösterilmiştir. Gayrimenkullerin değeri gerçekte trilyonlardır"dedi.

MAL KAÇIRMAK İÇİN GİZLİ
ANLAŞMA Annesinin tapuda işlem yapabilmesi için 'akil bali olduğunu gösterir' bir doktor raporunun alınmış olmasının kanuni zorunluluk olduğunu da vurgulayan Denizolgun, 'bu hususun eksikliğinin yapılan işlemin yok sayılmasını gerektirdiğini' ileri sürdü. Annesinin terekesi incelendiğinde satıştan elde edilen 70 milyar liranın var olmadığını da iddia eden Denizolgun, dilekçesinde 'bu durumun taraflar arasında diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacı ile yapılmış gizli bir bağış ilişkisinin var olduğunu ve Arif Ahmet Denizolgun tarafından gayrimenkuller için herhangi bir bedel ödenmediğini ortaya koyduğunu' savundu.

Evdeki mirastan hakkını istedi

MEHMET Beyazıt Denizolgun, ağabeyine açtığı davanın dilekçesinde mahkemeden kardeşi üzerine kayıtlı tapunun iptalini ve gayrimenkulden kendisine düşen payı istedi. AKP milletvekili, üzerine yapılan villa ile şu anki değeri 1 milyon dolar olan gayrimenkule ihtiyati tedbir konulmasını da talep etti. Bunun üzerine davanın görüldüğü Üsküdar 5. Asliye Hukuk Mahkemesi de gayrimenkule ihtiyati tedbir kararı koydu.

'Anneme yaptığı büyük hakaret'

ARİF Ahmet Denizolgun, kardeşinin, annesinin 70 yaşında olduğunu, tapuda işlem için doktor raporunun gerektiğini, bu nedenle işlemin yok sayılmasını ileri sürmesinin hakaret ve nezaketsizlik olduğunu belirterek şunları söyledi: "Annem vefatına kadar aklı başında ticaretle uğraşan bir müstesna şahsiyetti. Buna rağmen kendisinin talebi doğrultusunda 2001 tarihinde Dr. Nigar Ucarer'den hukuki işlem yapmaya ehil olduğuna dair rapor dahi alınmıştır."

'Asıl neden siyasi görüş ayrılığı'

AĞABEYİNİN iddialarını kabul etmediği cevap dilekçesi üzerine mahkemeye ikinci bir dilekçe sunan Mehmet Beyazıt Denizolgun, "Bekar olan davalı hayatı boyunca annem ile aynı evde yaşadı. Aynı evde yaşayan anne-oğul arasında banka yolu ile para transferi 'muvazaa' niyetini ortaya koyar. Annem gayrimenkul zenginidir. Kira gelirleri vardı. Muvazaalı satıştan elde edilen paraya ihtiyacı yoktu" dedi.

ARİF AHMET'İ DESTEKLEDİ
Miras kavgasına kız kardeşleri Ayşe Gülderen Kuriş de mahkemeye bir dilekçe vererek katıldı. Annesinin evin satışından elde ettiği paranın büyük bir kısmıyla kendisine Mercedes marka bir otomobil aldığını, geri kalanıyla da hayır işleri yaptığını kaydeden Kuriş, dilekçesindeki ifadelerinde ağabeyi Arif Ahmet'in yanında aldı. Kuriş, "Davalı kardeşimizin aldığı gayrimenkulün etrafındaki gayrimenkulleri de başkalarından satın alarak üzerine modern bir bina yaptırdığını herkes bilmektedir" dedi. Kuriş davanın nedeni olarak iki ağabeyi arasındaki siyasi görüş ayrılığı ile dargınlığı gösterdi.

Ferhan Denizolgun’un cenazesine binlerce kişi katılmıştı.'Baskı yapmadım'

MAHKEMEYE iki sayfalık bir cevap dilekçesi gönderen Arif Ahmet Denizolgun ise iddiaları gerçekten uzak olarak nitelendirdi. Dilekçesinde söz konusu bahçeli evi 24 Aralık 2001 tarihinde annesinden o günkü kurdan 70 milyar lira yapan 50 bin dolara satın aldığını, parayı da annesinin banka hesabına yatırdığını anlatan davalı kardeş, banka kayıtları incelendiğinde bunun ortaya çıkacağını belirtti. Dilekçesinde satın aldığı kargir evi yıkıp, yerine 4 katlı betonarme bir bina yapıldığını ve arsayı gerçek değerine satın aldığını ifade eden Arif Ahmet Denizolgun, "Satışta kesinlikle muvazaalı durum yoktur. Manevi baskı da söz konusu değildir" dedi. Annesinin parayı bankadan çekerek, hayır kurumlarına verdiğini, bu durumu kardeşinin de bildiğini kaydeden Denizolğun, "Zira kendisi yardımı ve yardım yapmayı seven bir kişiliğe sahipti. Bu konuda yüzlerce tanık bulunmaktadır"dedi.

Haber: Gülcan Demirci

DP’nin birinci sıra adayı Denizolgun ile yarım saatten fazla bir telefon görüşmesi yaptık. Bu telefon görüşmesinde Denizolgun’un kamuoyunda belirli bir çerçeveye oturtulan cemaatci portresinin dışında bir donanımının olduğunu anladım. Evet, bir gerçek var, Ahmet Arif Denizolgun, Süleymancı Cemaati’nin günümüzdeki lideri durumunda dolayısı ile bu özelliği onu diğer adaylardan ayrıştırıyor. Bir cümlesi ile kitleleri arkasından sürükleyebilecek bir potansiyeli var.

Her siyasi parti bu türden adayların bünyesinde olmak ister. Denizolgun’un bir başka ayrıcalıklı yanı ise eski Ulaştırma Bakanı olması, her ne kadar kısa süren bir bakanlık yapmışsa da siyasi yaşamına büyük ölçüde bir tecrübe yüklediğini sohbetimizde anlayabiliyoruz. Özellikle Antalya-Alanya hızlı tren projesini çok önemsiyor. NATO Komisyon Başkan Yardımcılığı, Teknoloji ve Bilim Komisyon üyeliği görevleri en az bakanlık kadar önemli tecrübeleri beraberinde getirmiş. Tabi sohbetimiz çok sıcak geçmesine rağmen bir aristokrat tavrı ve gizemli yanı olduğunu belirtmemde yarar var. Böyle olmasını da kaçınılmaz olarak görüyorum. Çünkü çocukluğunuzdan bu yana evde bir hiyerarşi var ise kişilik bu yönde gerçekleşir.

Demokrat Parti döneminde Kuran kurslarının açılması cemaatin Demokrat Parti’ye ilgisini doğurmuş. Cemaatler içinde AKP’ye oy vermeyen tek cemaat olduğunu belirtmem gerekir. Bunun yanı sıra Denizolgun bir kutuplaşma ve zıtlaşma ve hatta ayrışma eğiliminde olmadığını defalarca tekrarladı. Çünkü bazı güçlerin cemaatler arası kavgalar ve zıtlıklar çıkartarak ülkede bir başka oyun oynadıklarının altını çizdi. Esasında kabul etmek gerekir ki Denizolgun bu konuların konuşulması taraftarı bile değil, ancak ben ısrar edince bu konular ile ilgili bir şeyler söyledi. Bana göre çok geçerli bir sebebi var. Denizolgun, “Eğer ben kendi konumumu siyaseten kullanırsam haksız rekabet olmuş olur. Bu yüzden bu konuların asla konuşulması taraftarı değilim. Ben herkesten oy istediğim gibi cemaatten olan herkes her istediği partiye oy verebilir” dedi. Ben bu cümlesindeki samimiyete inanıyorum. Çünkü bağımsız aday olarak seçime girseydi bile çok rahat seçimi kazanabilirdi. Olayı bir cemaat çerçevesine indirgemek ve birazda bu yönde kategorize etmek siyaseti bayağılaştırmaya yarar. Bir dönemin sivil toplum kuruluşları olan cemaatlerin işlevleri ve konumları ile ilgili onlarca makale yazılmıştır. Benim asıl söylemek istediğim Arif Ahmet Denizolgun’un bindiği geminin küçük olmasıdır. Fıkrada anlatıldığı gibi, fırtınada korkan Musevi’ye, Müslüman, “Korkma Solomon Allah büyüktür” diyerek sakinleştirmeye çalışmış. Ancak fırtına o kadar büyükmüş ki Yahudi Müslümana dönerek, “Yahu kardeşim Allah büyük olmasına büyükte bu lanet olası kayık küçük” demiş. Denizolgun biraz küçük kayığın hüsranına uğrayacak gibi görünüyor. Yinede ilkesel bir karar alarak ata yadigârı partisinden siyaset yapmasını doğru buluyorum. Çünkü amaç sadece milletvekili seçilmek olmamalıydı. Özellikle Alanya bölgesinde bütün dengeleri değiştirecek etkiye sahip, hareket kabiliyeti yüksek bir kişiliği var. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık mezunu ve Columbia Üniversitesi Wagner College Ekonomi İş İdaresi bölümü mezunu Denizolgun TBMM’de olmalıydı. Ancak DP’nin gazabına uğrayabilir. Sevgiyle...

Navigasyon

[0] Mesajlar